10 Ekim 2012 Çarşamba

Kırık Bir Aşk Hikayesi

Sen hiç kâra, zarara bakan aşık gördün mü ? 
Ben Gördüm...

Mızrağı vardı,oku vardı...
Vahşi derlerdi adına, Habeş diyarın'dan bir köle, hem böyle zarar, hemde böyle bir kâr görülmüş değil, 18 bin Alem'de.

Ay ortadan iki'ye yarılsa inanmayan inanmaz.
Gökleri yırtıp göstersem nasip yine size az...

Vahşi'nin efendiside iman edene dek, böyle bir nasipsizdi işte.
Aklında, fikrinde ''Biricik Mustafa'nın (Salllallahü Aleyhi Ve Sellem) amcasını öldürmek vardı, bir kere;
Hamza'ki Allah'ın aslan'ı(radıyallahu anh) cümle şehitlerin babası,Hamza'yı (radıyallahu anh)
tarife güç yetiremez birleşse tüm islâm ûleması.

Alemlerin efendisi biraz yavaş yürü Ey Hamza diyor.
Yürüyüşün ölümü korkutuyor.
Bilmiyorum Hamza'ya düşmanlık edenlere böyle ne oluyor ?

Uhud cenkler içinde bir cenk.
Yiğitler içinde en önde Hamza (radıyallahu anh) az sonra göğsüne saplanacak mızraktan habersiz.
Mızrak Vahşi'nin elinde, oda göklerin koparacağı feryattan habersiz..
Hamza (radıyallahu anh) aslan gibi kükreyip karşıma çıkacak biri varmı diye soruyor ?.
Kim çıkar ? Karşısına dağ dikilse un, ufak oluyor.
Emri İlâhi bu; Allah'ü teala o gün Hamza'ya 'BANA' dön DEDİ.
Hamza bu ya, Rabbi'ne dönmek için Vahşi'nin mızrağına müsade verdi.
Vahşi müşriklerin vaadiyle Hamza'nın göğsünü yardı.
Ak göğsünden İman dolu O 'KALBİ' çıkardı.
Ey gökler kıyamet vakti gelseydide bin defa, üzülmeseydi yalnız ''O'' Muhammed Mustafa (Sallallahü Aleyhi Ve Sellem)
O'nun hüznü alemleri yasa boğardı,çünkü.
Yusuf'un güzelliğide Oydu, Eyyûb'ün sabrıda 'O' Zülfikâr'ın piride Oydu,Gaybın tacı, tahdıda 'O'
Açtı alemlerin efendisi göz pınarlarının mührünü melekût aleminde melekler yıkadı Peygamberin gülünü.
Vahşi Hamza'ya kıydı ya; (radıyallahu anh) bu kahır onu aldı götürdü. Çekmedik acı bırakmadı hicranın defterini dördü.
Ne yana gitse karşısına Peygamberin hayâli dikildi.
Önceden Onu yalnızca Abdullah'ın yetimi sanırdı. Sonradan 'O' yetimin hakikâtine erdi.
Vaz geçti dünya'dan kalp gözüyle bir defa Muhammed Mustafa'yı (sallallahü Aleyhi Ve Sellem) görenler iflah olmaz gayrı bu
AşK'tan.
Aşık için sevgiliden alâ kaçacak diyar mı var, yer yüzünde ?
Vahşi bu ayrılıktan sıtkını sıyırdı.
Ölümüm senin elinden olsada eyy Sevgili yine sana gelicem diye Peygamberin kapısına vardı.
Herkes kılıcını çekmiş, Vahşinin boynuna, Vahşi ise mahsun.
Sordu eyy Sevgili Rabbin beni senin gibi bir güzele yakıştırır mı ?
Kapısına gelen aşığı red etmek, 'O' güzeller güzelinin adetinde yoktu ki.
Ona gel dedi. Gel biz birbirimize yakışırız amma sen bana her baktığında amcam Hamza'yı hatırlar mahçup olursun.
O acıya takat getiremezsin.
O sebebten yüz yüze gelmeyelim. Sen gel, ama gelmenin gereğini yap.
Vahşi sevgilisine geldi. Ama siz vuslat neymiş, kavuşmak neymiş, birde ona sorun.
Hangi aşık böyle hicran görmüş ?
Gerisi lafı güzaf. Sevdiği affetmiş amma ne görmek var, ne dokunmak.
İşte bu böyle bir af.
Resulullah'ın yanında durmuşda, bir kerecik yüzüne doya doya bakamamış.Bir kerecik adını yüksek sesle anamamış.
Bir kerecik olsun O gözlerinin içinde kaybolamamış. Ardında bir kerecik namaz kılamamış.
Vahşi'nin (radıyallahu anh) payına bu Aşk'tan bir keder düşmüş ki, yer yüzünde eşi, benzeri görülmüş değil.

YAA BÖYLE BİR KIRIK AŞK HİKÂYESİ, CİHAN'DA BİR DAHA YAZILMIŞ DEĞİL.
AŞIĞIM, DERTLİYİM DİYE AĞLAMAYIN, EY CANLAR.
BÖYLE AŞK,BÖYLE YANMAK, BÖYLE SIZI YÜREKLERDE MEVCUT DEĞİL.


Yamak Ahmet Facebook Sayfası
http://www.facebook.com/YamakAhmet

5 Ekim 2012 Cuma